İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben yayımladığı mektupla, ABD-İsrail saldırılarının Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğini sordu.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 01 Nisan 2026 tarihinde ABD halkına yönelik yayımladığı açık mektupla dikkat çekti. Pezeşkiyan, ABD-İsrail saldırılarının Amerikan halkının çıkarlarına hangi ölçüde hizmet ettiğini sorgularken, İran’ın hiçbir ülkenin halkıyla düşmanlığı olmadığını vurguladı. Bu çıkış, bölgedeki gerilimin tırmandığı bir dönemde İran’ın uluslararası kamuoyuna yönelik önemli bir mesajı olarak değerlendirildi.
Mesud Pezeşkiyan, mektubunda “Bu savaş, Amerikan halkının tam olarak hangi çıkarlarına hizmet ediyor? Bir ülkeyi ‘taş devrine’ bombalamaktan övünmek, ABD’nin küresel itibarını daha da zedelemekten başka ne işe yarıyor?” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD’nin bölgedeki politikalarını ve İsrail ile olan ilişkisini hedef aldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditlerini sürdürdüğü bir süreçte yayımlanan mektup, ABD ile İran arasındaki ilişkilerin tarihçesine değindi. Pezeşkiyan, ABD’nin bölgedeki saldırganlığını eleştirirken, İran’ın jeopolitik, kültürel ve siyasi duruşunu açıkladı. Ayrıca, İsrail’in ABD’yi bölgede bir vekil güç olarak kullandığını ve Gazze Şeridi’ndeki suçlarından dikkatleri uzaklaştırmaya çalıştığını iddia etti.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, mektubunda İran’ın insanlık tarihinin en eski medeniyetlerinden biri olduğunu belirtti. İran’ın modern tarihinde hiçbir zaman saldırganlık, yayılmacılık veya sömürgecilik yolunu seçmediğini vurguladı. İşgal ve baskılara rağmen İran’ın hiçbir savaşı başlatmadığını, ancak kendisine saldıranları kararlılıkla püskürttüğünü ifade etti.
Pezeşkiyan, İran halkının ABD, Avrupa ve komşu ülkeler dahil diğer uluslara karşı düşmanlık beslemediğinin altını çizdi. Tarihi boyunca yabancı müdahalelere rağmen İranlıların hükümetler ile yönetilen halklar arasında net bir ayrım yaptığını belirtti. Bu prensibin İran kültüründe derin köklere sahip olduğunu dile getirdi.
İran’ı bir tehdit olarak göstermenin tarihi gerçeklere ve güncel gözlemlere uygun olmadığını savunan Pezeşkiyan, bu algının siyasi ve ekonomik kaprislerin ürünü olduğunu ifade etti. Baskıyı haklı çıkarmak, askeri üstünlüğü sürdürmek ve silah endüstrisini canlı tutmak için bir düşman yaratma ihtiyacına işaret etti.
ABD’nin kuvvetlerini, üslerini ve askeri kabiliyetlerini en çok İran çevresinde yoğunlaştırdığını belirten Pezeşkiyan, bu üslerden yapılan son Amerikan saldırılarının askeri varlığın tehditkar olduğunu gösterdiğini söyledi. Doğal olarak, böyle şartlarla karşılaşan hiçbir ülkenin savunma kabiliyetlerini güçlendirmekten vazgeçmeyeceğini ekledi.
İran Cumhurbaşkanı, Tahran yönetiminin ABD-İsrail’in ortak saldırılarına yönelik misillemelerinin meşru nefsi müdafaaya dayanan ölçülü bir karşılık olduğunu açıkladı. İran’ın asla savaş veya saldırı başlatmadığını vurguladı.
Pezeşkiyan, İran ile ABD arasındaki ilişkilerin başlangıçta düşmanca olmadığını ifade etti. Ancak 1953’teki darbenin İran’ın demokratik sürecini bozduğunu ve diktatörlüğü yeniden kurduğunu belirtti. Bu durumun İranlıların ABD politikalarına karşı derin güvensizlik tohumları ektiğini söyledi.
Bu güvensizliğin, Amerika’nın Şah rejimini, 1980’lerde Saddam Hüseyin’i desteklemesi, kapsamlı yaptırımlar uygulaması ve müzakereler ortasında iki kez İran’a yönelik sebepsiz askeri saldırılarla daha da derinleştiğini kaydetti. Pezeşkiyan, İran’a yönelik yaptırımların ve saldırganlığın İran halkı üzerindeki yıkıcı ve insanlık dışı etkisinin küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.
Devam eden askeri saldırılar ve bombardımanların insanların yaşamlarını, tutumlarını ve bakış açılarını derinden etkilediğini dile getiren Cumhurbaşkanı, savaşın hayatlara, evlere, şehirlere ve geleceğe onarılamaz zarar verdiğinde insanların sorumlulara kayıtsız kalmadığını ifade etti. Pezeşkiyan, tekrar “Bu savaş, Amerikan halkının tam olarak hangi çıkarlarına hizmet ediyor?” sorusunu yönelterek, İran’dan böyle bir davranışı haklı çıkaracak objektif bir tehdit olmadığını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran’ı taş devrine döndüreceğiz” ifadelerine değinen Pezeşkiyan, masum çocukların katledilmesi, kanser tedavi tesislerinin yok edilmesi veya bir ülkeyi ‘taş devrine’ bombalamaktan övünmenin, ABD’nin küresel itibarını daha da zedelemekten başka işe yaramadığını söyledi.
İran’ın müzakereler yürüttüğünü, anlaşmaya vardığını ve tüm taahhütlerini yerine getirdiğini belirten Pezeşkiyan, ABD hükümetinin bu anlaşmadan çekilme ve saldırı kararlarının yıkıcı tercihler olduğunu kaydetti. İran’ın enerji ve sanayi tesisleri gibi hayati altyapısına yapılan saldırıların doğrudan İran halkını hedef aldığını vurguladı. Bu durumun sadece bir savaş suçu olmakla kalmayıp, İran sınırlarının çok ötesine uzanan sonuçlar doğurduğunu, istikrarsızlık yarattığını ve gerilim döngüleri oluşturduğunu belirtti.
Pezeşkiyan, ABD’nin bu saldırganlığa İsrail’in bir vekil gücü olarak girdiğini savundu. İsrail’in İran tehdidini uydurarak küresel dikkati Filistinlilere yönelik suçlarından uzaklaştırmaya çalıştığını ifade etti. İsrail’in gayrimeşru çıkarlarını kovalamak amacıyla yanılgılarının yükünü İran’a, bölgeye ve ABD’ye yükleyerek savaşmayı hedeflediğini açıkça belirtti.
“Önce Amerika” söyleminin gerçekten de ABD hükümetinin öncelikleri arasında olup olmadığını sorgulayan Pezeşkiyan, insanları bu saldırganlığı ve dezenformasyon mekanizmasını aşarak İran’ı ziyaret eden kişilerle konuşmaya davet etti. Dünyanın bugün bir yol ayrımında olduğunu, çatışma yolunun çok daha maliyetli ve anlamsız olduğunu dile getirdi. Çatışma ve etkileşim arasındaki seçimin, sonraki nesillerin geleceğini şekillendirecek önemli bir durum olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap