İletişim Başkanı Fahrettin Duran, dijital dünyanın algoritmalarla yönetilen büyük şirketlerin vesayeti altında olduğunu belirterek, “Algoritmalar tarafından yönlendirilmeyeceğiz” dedi.
Türkiye’nin dört bir yanından dezenformasyonla mücadele kulübü üyesi öğrencilerin katılımıyla İletişim Başkanlığı’nda bir program düzenlendi. Programda konuşan İletişim Başkanı Fahrettin Duran, dijital dünyanın ve algoritmaların manipülatif etkilerine karşı uyarılarda bulundu.
Açılış konuşmasına 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlayarak başlayan Duran, günümüzdeki dijital gerçekliğin tarihsel boyutuna değindi. Dezenformasyonun zamanla evrildiğini belirten Duran, 1991 Körfez Savaşı’ndaki yanlış bilgilendirmeleri hatırlattı. Günümüzdeki mücadelenin eski yöntemlerle aşılamayacağını vurguladı.
Duran, yapay zeka destekli dijital alanda üretilen bilgilerin gerçeğiyle iç içe geçtiğini ifade etti. Bu durumun, insanların toplum, devlet ve kendileriyle ilgili algısını oluşturmada dijital dünyanın büyük etkisine işaret ettiğini söyledi. Bu etkinin, algoritmalarla yönetilen büyük şirketlerin bir tür dijital vesayeti olduğunu belirtti.
Bu dezenformasyon ve algı yönetimine karşı dirençli olunması gerektiğini vurgulayan Duran, sosyal medya aracılığıyla ülkelerin seçimlerine dahi müdahale edilebildiğini aktardı. Özgürlük alanı olarak sunulan sosyal medya platformlarının, ülkelerin halklarına karşı operasyonel araçlar olarak kullanılabildiğini söyledi.
Büyük teknoloji şirketlerinin sadece teknoloji firması olmadığını, manifestolar yayınlayarak dünyayı ve geleceğini nasıl şekillendirmek istediklerini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Bu durumun, dijital üzerinden nefret, radikalleşme, toplumsal kutuplaşma, manipülasyon ve psikolojik yönlendirmeye açık bir çağda yaşandığımızı gösterdiğini ifade etti.
Veri sahibi teknoloji şirketlerinin masum olmayan hesaplar içinde olabileceği varsayımından hareketle, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve etik sorumluluk gibi konulara odaklanmanın gerekliliğini vurguladı. Zirve’nin bu bilinci güçlendirmeyi amaçladığını belirtti.
Duran, dijital okuryazarlığın artık sadece bir teknoloji meselesi olmadığını, bunun ötesinde bilgiyi doğrulama, kaynağı sorgulama, algoritmik yönlendirmeyi fark etme, psikolojik manipülasyonu tanıma ve dijital bağımlılıkla mücadele etme meselesi olduğunu söyledi. Gençlerin bu konudaki kabiliyetlerini geliştirmesi gerektiğini, aksi takdirde yapay zeka destekli sahte içeriklerin etkisinde kalınabileceğini belirtti.
Pandemi ve Gezi Parkı olayları gibi dezenformasyonun bilinçli yayıldığı dönemleri hatırlatan Duran, Palantir Technologies örneğini vererek, bunun bir teknoloji rekabetinden öte jeopolitik bir üstünlük ve medeniyetlerin hakim olma arayışı olduğunu belirtti. Bu nedenle sanal ve dijital dünyanın farkında olmanın gerekliliğini vurguladı. Algoritmalar tarafından yönlendirilmeyeceklerini ve dijital vesayetin hakimiyeti altında kalmayacaklarını söyledi.
Kendi verilerini üreteceklerini, toplayacaklarını, analiz edeceklerini ve kendi değerleri üzerinden dijital alana içerik üreteceklerini ifade eden Duran, geleceğin mücadele alanının kara, deniz, hava değil, sanal ve dijital alem olduğunu belirtti.
Yapay zeka çağında insanların bazı becerilerini kaybetme endişesine karşılık, basılı kitapları okumaya devam etmek gibi geleneksel konularda ısrarcı olunmasıyla bu endişenin aşılabileceğini söyledi.
İletişim Başkanlığı’nın faaliyetlerine de değinen Duran, 6 Şubat depremleri ve Gazze’deki olaylar sırasında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin doğru bilgiyi sunduğunu bildirdi. Yapay zeka ile üretilmiş dezenformasyonları tespit ettiklerini ve CİMER ile dezenformasyon bildirim servisi üzerinden bu gayreti sürdürdüklerini belirtti. 74 şehirde kurulan 102 dezenformasyonla mücadele kulübünün faaliyetlerini desteklediklerini ve bu kulüplerin dijital dünyanın bilincinde öncü bir topluluk olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap