Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel savaşların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bakan Şimşek, Türkiye’nin dayanıklılığına ve rezerv yeterliliği konusundaki rahatlığına dikkat çekti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sapanca’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, küresel ekonomiyi etkileyen savaşların Türkiye’nin dayanıklılığını test ettiğini belirtti. Şimşek, geçmişteki şoklara kıyasla güncel savaşların enerji piyasalarına etkisinin daha büyük olduğunu vurgulayarak, Hürmüz Boğazı’nın petrol, gübre ve doğal gaz açısından kritik bir geçiş noktası olduğunu ifade etti.
Bakan Şimşek, mevcut kırılgan ateşkesin piyasalara yansıdığını ve sürse dahi küresel ekonomi ile Türkiye üzerinde tahribat yaratacağını dile getirdi. Savaşın getirdiği yıkımın rehabilitasyonunun zaman alacağını belirten Şimşek, jeopolitik kırılmalar, ticaret savaşları, demografik dönüşüm, iklim krizi ve yapay zeka gibi çok boyutlu zorlukların yaşandığı bir dönemden geçildiğini söyledi.
İtalyan düşünür Antonio Gramsci’nin sözlerine atıfta bulunan Şimşek, savaşların bu “canavarlar dönemini” yansıttığını ifade etti. Savaşların diğer şoklara göre daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğurduğunu belirten Şimşek, Türkiye’nin dayanıklılığına inandıklarını ve bunu geçen sene ispatladıklarını söyledi. 2025’te ticaret savaşları, ’12 Gün Savaşı’, kuraklık ve zirai don gibi şokları önemli kayıplar yaşamadan atlattıklarını hatırlattı.
Şimşek, 2023 ortasından bu yana uygulanan programın Türkiye’nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdığını ve dayanıklılığını artırdığını belirtti. The Economist dergisinin bir analizine göre Türkiye’nin güçlü tamponlara, düşük makroekonomik dengesizliklere ve sağlam temellere sahip bir ekonomi olarak öne çıktığını aktardı. Orta Doğu’daki çatışmaların enerji ve doğal gaz kanalıyla Türkiye’ye yansımasının, sınırlı bağlantısallık nedeniyle görece düşük kaldığını ekledi.
Türkiye’nin Orta Doğu’ya ve Hürmüz Boğazı’nı kullanan tedarikçilere enerji bağımlılığının yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Şimşek, doğal gazda İran’dan boru hatlarıyla yapılan ithalatın etkilenmediğini belirtti. Petrolde ise neredeyse bağımlılığın bulunmadığını söyledi. Bu durumun, savaş uzarsa birçok ülkede yaşanacak enerji arz güvenliği sorununa karşın Türkiye’ye avantaj sağlayacağını ifade etti.
Dayanıklılığın en önemli kaynağının maliye politikasının sağlam yapısı olduğunu belirten Şimşek, 2023’te büyük deprem ve EYT gibi konulara rağmen bütçe açığını milli gelirin yüzde 3’ünün altına düşürdüklerini açıkladı. Kamu borcunun milli gelire oranının ve açığın düşük olmasının, politikada manevra alanı tanıdığını ve şoklara daha güçlü tepki vermeyi sağladığını belirtti. Gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 6,3 olan bütçe açığı oranının Türkiye’de iki katından az olduğunu söyledi.
Dış açığın kritik bir kırılganlık alanı olmaya devam ettiğini kabul eden Şimşek, petrol fiyatlarındaki artışın cari açıktaki bozulmayı tetikleyeceğini öngördü. Savaşın enerji, ticaret ve turizm üzerinden ekonomiyi etkileyeceğini dile getiren Şimşek, açıkta artışa rağmen brüt dış finansman ihtiyacının geçmişin altında olacağını belirtti. Bu durumu yönetilebilir bir kırılganlık olarak gördüğünü ifade etti.
Türkiye’nin toplam borçluluğunun geçmiş şoklara oranla düşük olması sayesinde bu şoku en az zararla atlatabileceğini ve ülkeyi yeniden güçlü konumlandırabileceklerini vurguladı. Şokun başlangıcında uluslararası rezervlerde önemli tamponlar inşa ettiklerini belirten Şimşek, risk iştahındaki düşüşle bir miktar sermaye çıkışı yaşansa da ateşkesle birlikte sermayenin geri gelmeye başladığını söyledi. Vatandaşların döviz talebinin programa olan güven sayesinde sınırlı kaldığını ve rezerv yeterliliği anlamında oldukça rahat bir noktada olduklarını sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap